14 Ekim 2017 Cumartesi

Biraz havadan sudan, biraz da sanattan; kitaplardan ve sinemadan...


Bir haftayı daha su gibi akıp geçirdik hayatımızdan. Güneşliydi havalar, yazın son demlerinden üç beş gün de olsa ödünç almış gibiydi sonbahar. Sıkıcı gündemlerin ve boz bulanık memleket havalarının aksine, sanki biraz da gönlümüzü almak istemişti bu sıcak havalar, belki de bu yüzdendir güneşli ve güzel günlerin daha hızlıca geçivermesi ömrümüzden!  Ama öğrendik ki, haftasonumuz yağmurlu olacakmış, havalar yeniden mevsim normallerine geri dönecekmiş. Bu demek oluyor ki ancak kapalı mekânlar bizi paklar. Güzel de olur. Seviyorum ben, tıpır tıpır yağmur yağarken bir yandan kahvemi yudumlayıp, kitapların içine gömülmeyi, ya da patlamış mısır eşliğinde, bacaklarımı uzatıp film seyretmeyi. Gündüz kitap okuyorsam, geceyi filmlere ayırmayı.

Bu hafta 'Maskelerle Çevrili Bir Hayat' Tesla'yı okumaya başladım, kitabı yarıladım, gayet akıcı bir uslubu var yazarın, sindire sindire okunacak kitaplardan, keyifle okumamı sürdürüyorum. Kitap belki 3-4 günde bitebilirdi ama ben öyle kült kitaplar okuyorken - bu arada kitap 480 sayfa - araya mutlaka başkaca okunacak şeyleri sıkıştırıyorum. Böyle bir okuma alışkanlığım var benim. Çok ince ve konusu hafif bir kitap ise o zaman buna gerek kalmıyor zaten başladığım gibi birkaç saat içinde bitiriyorum. Bu defa ikinci bir kitap yerine, hiç aksatmadan aldığımız aylık dergilerimiz (tarih, arkeoloji, gezi, sinema, foroğraf, kitap dergileri) giriyor devreye. Kimi benim ilgi alanıma giriyor, kimi de eşimin. Dergilerin çoğunu okudum, bazılarına da şöyle bir göz gezdirdim, önemli bulduğum  yerleri işaretledim, işaretlerimi de aradığımda bulabilmem için aklımın bir köşesine yazdım. Ve yeni 'kitap listeleri' oluşturdum. Anlayacağınız, kitaplar, dergiler ve filmler vardı gündemimde...

4 Ekim 2017 Çarşamba

Lizbon - Okyanusa Şarkılar Söyleyen Şehir


Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri! Bir başkası olmak süresiz,
Yalnız görmek için yaşamaktır. Köksüz bir ruhu olmak!
Kimseye ait olmamak, kendime bile! Durmadan gitmek, sonu olmayan
Bir yokluğun peşinde. Ve ona ulaşma isteği içinde!
Böyle yola çıkmaktır yolculuk. Ama ben açık bir yol düşünden öte,
Bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda. Gerisi sadece gök ve toprak. (*)
Portekizli şair Pessoa’ya ait olan bu dizeler yola çıkmaları, yolculukları irdeliyor. İnsan yollara, yolculuklara niçin çıkar? Şairin dediği gibi midir yolculuklara çıkmak? Portekiz’li şair çok derin düşünmüş elbette. Ben kendi yolculuklarımın analizi yaparken belki bu kadar derin düşüncelerin peşinde sürüklenmiyorum ancak ben de; keşfetme ve öğrenme merakımın dışında, ruhumu özgürleştirmek, kendimi daha  iyi ve gerçek anlamda yaşadığımı hissetmek ve pek tabii keyif almak için çıkıyorum bu yolculuklara. Bu yolculuklar ve geziler aynı zamanda beni besliyor; hayata bakışımı ve düşüncelerimi derinleştiriyor. Yeni bilgilerle zenginleşen dağarcığım ve yakınlaştıkça diyarlara sınırları da ortadan kaldırıyor; önyargılarımdan arınırken hoşgörüm de artıyor.  Bu yüzden, hissettiklerim, gezip gördüklerim, öğrendiklerim yalnız bende kalmasın, onları siz de yaşayın ve siz de bu yolculuklara çıkın istiyorum.  Kendi kişisel tarihimize not düşmenin yanında paylaşımlarımdaki gerekçelerden biri de bu.

27 Eylül 2017 Çarşamba

Saltuklu Melikesi Mama Hatun ve Dönemine Ait Eşsiz Tarihi Eserler

Mama Hatun Türbesi

Bir zamanlar Tercan, Saltuklu Beyliği’nin başkenti idi. Saltukoğulları Hükümdarı 2. İzzettin Saltuk’un kızı olan Mama Hatun ise 1191 yılında bu beyliğin hükümdarı olmuştu. Eyyübilerin Bitlis yöresindeki Ahlat’ı kuşattıkları sırada çevre beyliklerine ait ordularla, onların yardımına giden kuvvetlere komutanlık yapmış! Yeğenlerine karşı kararlı ve güçlü bir şekilde mücadele ederek tam on yıl hükümdarlığını sürdürmüştü. 

Kadınların Hunlar döneminden itibaren "kurultay"da söz sahibi olduğu ve savaş dönemlerinde kocasına vekalet ettiği bilinmekle birlikte hükümdarlık yapması pek sık rastlanılan bir durum değildir. Bu yüzden Mama Hatun Türk İslam tarihinde hükümdarlık yapmış önemli bir şahsiyettir. Kadın olmanın verdiği güçlükler nedeniyle bir süre sonra siyasetten ayrılmıştır. Ondan sonraki yıllarda nasıl yaşayıp, kaç yaşında öldüğü bilinmiyor. Ancak, hayatının son, yıllarını Tercan’da geçirmiş olması ve buradaki türbeye defnedilmesiyle ilçe bir süre onun adıyla anılmıştır.

Bu güçlü kadın Ortaçağ Türk mimarisinin en ilginç ve önemli eseri olarak kervansaray, hamam, mescit ve kendi türbesinden oluşan görkemli bir külliye bırakır geriye.  Zarif işçiliği ile külliye’nin bulunduğu alana vardığımızda karşımıza çıkan bu muhteşem yapı bizi oldukça etkiliyor.

26 Eylül 2017 Salı

Hoş Geldin Sonbahar


Geldi yine bir sonbahar, sessiz sedasız. "Ne çabuk geçti yaz? ne çabuk geçti kış?" derken... yazlar, kışlar ardı ardına diziliyor, ömürler geçiyor hiç anlamadan. Bir koşuşturmaca, bir curcunadır akıp gidiyor zaman.

"Yaz mı? kış mı? yoksa ilk, ya da sonbahar mı?" derseniz, ben her iki bahar mevsimini, diğer mevsimlere göre daha çok severim. 'İlkbahar' bir tazelik, bir uyanış hali iken, 'sonbahar'da sanki görmüş geçirmişliğin, vakur bir edası var gibi gelir bana. Bu dinginlik ve olgunluk mevsimi beni bir başka etkiler ve aynı zamanda hüzünlendirir de!. Oysa hayatın içinde sevinçler kadar hüzünler de var. Hepsini yaşıyor insan. Ve sanki bu mevsimler; mevsimsel geçişler, bize hayatın gerçeklerini bir kez daha anımsatıyor.

18 Eylül 2017 Pazartesi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri


Üzerinde yaşadığımız bu kadim topraklar; Hititler'den Lidyalılar'a, Frigyalılar'dan, Urartular'a, Romalılar ve Bizanslılar'dan Osmanlılar'a gelinceye kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu uygarlıklardan günümüze ulaşanlar, aynı zamanda insanoğlunun hangi süreçlerden geçtiğini de bizlere anlatır. ‘Kültür’ dediğimiz şey, binlerce yılın birikimiyle oluşur. Katman katman toprağın altından çıkan hazine değerindeki o eserler, bize geçmişten bir haber verir!.

Anadolu’muzu coğrafi özellikleri yanında, onu çok özel kılan da işte bu köklü kültürel zenginliğidir. Her taşın altı, hazine değerinde asırlık izlerle doludur. İstanbul Arkeoloji Müzeleri ise kültür hayatımızın temel taşlarından biridir ve bizim en kapsamlı tarihi belleğimizi oluşturur.
Related Posts with Thumbnails